Zamanda Yolculuk
Gönderen: Ugur Ozmen | Tarih: 02-08-2011
0
Yanılmıyorsam 1900’lü yılların sonunda, çift hörgüçlü krizin öncesindeydi. O günlerde hayatta olan – şimdi ortalıkta olmayan – bir bankanın reklamında “Bankam benim doğum günümü kutluyor.Bankam teknolojiyi insan için kullanıyor” diyorlardı. (Bu reklamın klibini arıyorum. Elinde kaydı olan varsa, lütfen…)
O günlerde, bir mesajın başına adı – soyadı’nın yazılması “kişiselleştirme” için yeterli sayılıyordu. Bugün, doğum günü, evlilik yıldönümü, Bayram’ı veya yeni yılı kutlandığı için böylesine sevinen bir kişi var mıdır acaba?
Biz, artık kanıksadığımız, hatta mesaj kutumuz gereksiz dolduğu için pek de hoş karşılamadığımız böyle SMS veya e-postalardan sıkılmışken, neden bazı kurumlar kişiselleştirmeyi adı-soyadı yazmaktan ibaret sanıyorlar. O kurumların üst yöneticileri veya teknoloji bölümünde çalışanlar, bizlerden farklı insanlar mı? Onlar hâlâ 2000’lerin ilk aylarında mı kalmışlar?
*
Teknolojinin müşteri ilişkilerinde kullanılmaya başlandığı ilk yıllarda, CRM’in henüz müşteri ilişikisi yönetimi anlamına gelmediği, kavramların muğlak olduğu dönemlerde yeterli saydığımız birçok yöntem artık geçersiz.
Kişiselleştime de aynı şekilde değişti. Sadece adı soyadı yazılması yetmiyor. Senin bankanın kredi kartını kullanıyorsa, senin GSM hattınla konuşuyorsa, senin e-ticaret sitende geziniyorsa, senin süpermarketinden alışveriş yapıyorsa… Onu rahatça takip edebileceğin izleri bırakıyorsa…
Nerede oturduğunu, nerelerde ve hangi saatlerde alışveriş yaptığını, ne aradığını, kime / neye baktığını, ne satın aldığını, haftalık / aylık tekrarlanan işlemlerinin neler olduğunu, hangi fırsatları kovaladığını, hangileri ile hiç ilgilenmediğini, ve bunlar gibi (yazmaya kalkarsak okunmayacak uzunlukta bir yazı olmasını sağlayacak binlerce ayrıntıyı) hemen hergün sana bıkarmasına rağmen…
Kel adama şampuan, Ramiz dayı’ya epilasyon, Reşo Ağa’ya orjinal pembe yüz maskesi, büyükanneme kelebek vadisi’nde yamaç paraşütü teklif ediyorsan… Mesajın başına da adı – soyadı yazdığın için kişiselleştirme yaptığını sanıyorsan…
İşin üzücü tarafı, kısa süre içinde senden gelen mesajları doğrudan çöp kutusuna gönderiyoruz. Artık görmüyoruz bile… Yani anlamlı ve tutarlı iletişim kurmadığın için, belki işimize yarayacak başka mesajları okumamayı da göze alıyoruz. Sen de gelecekte elde edebileceğin gelirleri tehlikeye atıyorsun.
Benzin 4.30 TL olmuş. Büyük şehirlerde “şöyle felekten bir gece…” düşüncesiyle kurgulanan buluşma niyetleri, daha buluşma gerçekleşmeden adam başına 10 TL yazmaya başlamış. Yani, alışveriş bilgilerini konum bazlı bilgiler ile eşleştirince birçok fikir veriyor. Tüm veriler de senin elinde. Sadece nereyi sevdiğini değil gelir durumu ve/veya yaşam tarzını da anlatıyor. Anlamlı şekilde işleyebilene…
Ve sen… Her biri Türkiye’deki orta boy bir il büyüklüğünde olan yapışık komşular Hollanda – Belçika – Luksemburg arasında aynı gün içinde gidip gelene her seferinde “…’ya hoş geldiniz. Bulunduğunuz ülkede…” diye başlayan mesajları atıyorsan; her ay tamamını hiç gecikme yapmadan ödediğim kredi kartı tutarının sadece dörtte biri kadar kredi limitimi hemen vereceğini, büyük bir lütuf gibi söylüyorsan; tek bir çocuk / bebek ürünü bile almamış olmama rağmen, internet sitene alışveriş için girdiğimde bebek bezinde indirim yaptığını – hemen işlemi sonuçlandırıp çıkmayı beklediğim anda – hoppadanak önüme çıkarıp zamanımı da harcıyorsan…
Geçen Millenyum’da mı yaşıyorsun, yoksa zamanda geriye yolculuk yapan makineyi mi buldun?
| Tweet |

