Aklımda Bir “şey” var!
Gönderen: Mert Yıldırım | Tarih: 05-12-2011
0
Evet aklımda VHS var! Tam anlamı “Video Home System” olsa da benim için VHS, ablamların izleyeceği yeni bir filme odanın rahat koltuklarının birinde yer bulmam demekti. Bu aktivitem zaman geçtikçe kaset kiralamaya gidildiğinde beni de yanlarında götürmeleriyle bir adım ileriye gitti. Sanırım şu an sahip olduğum mesleğimin ilk adımlarını, görsel sanatlara sevgimi o zamanlarda ablamın beni VHS kiralama dükkanlarına götürmesiyle attım.
Kaset kapaklarındaki görselleri incelemek bana müthiş bir keyif vermeye başlamıştı illüstrasyon çalışmaların havalarda uçuştuğu bir dönemdi, birçok kapak bu teknikle yapılıyordu. Görselleri incelerken biryandan da konusunun nasıl olduğunu hayal etmek cok heycanlandırıyordu beni.O zamanlar sadece böyle bir paylaşım vardı, insanlar buluşup kasetleri değiş dokuş yaparlardı, fragmanları birbirlerine anlatırlardı. Düşünebiliyor musunuz, internet, sosyal medyanın olmadığı bir dönemde gelecek olan filmlerin çoktan kulaktan kulağa dolaşmaya başlamış olması ne kadar garip değil mi? Dönemin sosyal medyasında kullanılan şeyler bilgisayar ve uygulamalar değil, insanın tam kendisiydi! Bence sosyal medya beta 80′lerde canlı olarak başladı ve böyle bir dönemde birçok şeyi nasıl duyduğunuzu bir düşünün…
Gelecek olan filmlerin fragmanlarını ya sinemada ya da kiraladığınız VHS kasetlerin açılışlarında izleyebiliyordunuz ve tekrar izlemek isterseniz yerinizden kalkıp kasedi başa sarmanız gerekiyordu.
Günümüzde sadece bir nano saniye hızıyla yaptığımız mouse tıklamasından ne kadar hantal ve uzak bir hareket değil mi ? Belki bu kadar hızlı bir dönemde yaşadığımız için unutmuş olabiliriz, unutanlar için bunu hatırlatmak istedim elimde olsa başa alma ve “play” tuşuna bastığınızda çıkan mekanik seslerini de paylaşmayı isterdim.
Thing efsanesi de VHS döneminden geldiği için dönemin kısıtlı imkanlarını biraz hatırlatmak istedim, aslında o kasetçileri özlemiyor da değilim…
Sosyal Medya V1_beta bence güzel bir oluşumdu.
Remake + Prequel =
The Thing John Carpenter’ in 1951 yapımı olan “The Thing from Another World” filmini Remake yapmaya karar vermiş olması ile ortaya çıkmış bir kült yapım, Birçok kişi remake ve prequel terimlerini karıştırıyor, Bunu da hemen sizlerle paylaşmak isterim.
Remake: Daha önce yapılmış olan bir yapımı günümüz şartlarında tekrardan
çekmek, hayata geçirmek oluyor. Örneğin 1945 tarihli bir filmi günümüz imkanları ile çekmek bir “remake”dir.
Prequel: Film fanatiklerinin (sanırım benim de) sevdiği en güzel şey bu, devamı olan filmlerin ya da Trilogy (üçleme) olan filmlerin ana hikayelerinin daha öncesini anlatan yapım türüdür. Örnek vermek gerekirse bir gezegen üzerinde piramitlerle alakalı olan üçleme serisi izlediniz. Eğer bu piramitlerin bu gezegene nasıl geldiği nasıl yapıldığı gibi şeyleri anlatan bir yapım izlediyseniz bu prequel demektir.
Filmin ana hikayesinin öncesini izleyiciye açıklamaktır prequel. Çoğu yönetmen önce çekilmiş olan filmlere güzel göndermeler yapar. Her prequel yapıldığı zaman aslında kendi içinde bir remake olabiliyor çünkü ana hikayeyi anlatırken önceden yapılmış olanı da tekrar yaratmanız gerekebiliyor.
Nasıl Bir “şey” bu?
Biraz gizem, bilim kurgu ve korkuyu harmanlamayı sevdiğinizi varsayarak karlar içerisinde geçen bu filmin bizi nasıl sıcak tuttuğunu anlamaya başlayabilirz..
2011 Prequel yapımı olan Thing’e bakacak olursak yönetmen koltugunda John Carpenter değil, Hollandalı Matthijs van Heijningen Jr. oturuyor ama doğruyu söylemek gerekirse gerçekten güzel bir iş çıkarmış önceki yapıma fazlasıyla sadık kalmış, The Thing 2011 Heijningen Jr.’in ilk uzun metrajlı yapımı daha genç yaşlarında global firmalara bol bol reklam filmleri çekmiş bunların içerisinde Toyota, Peugeot, Renault ve Pepsi gibi firmalar bulunuyor ayrıca 2004 de çektiği bir adet de kısa filmi var. Bu aradan sonra böyle kült bi projeye tekrardan hayat vermesi hem kariyerinde müthiş bir adım hem de müthiş bir şanstır bana sorarsanız.
Spoiler vermeden birazda filmden bahsedelim, Filmi açtınız ya da sinemada izlemeye gittiniz Universal Pictures’ın açılışı bile bir sürprizle başlıyor. Bu tür sürprizleri yakalamayı sevenler için eminim bu açılış birçok kişiyi mutlu edecektir. The Thing ilk yapımıyla aynı şekilde ilerliyor Antartika’da buzulun altında bulunan dünya dışı bir uzay aracı keşfi ile olaylar gelişiyor tabi buraya kadar bunun neresi Prequel diyecekseniz, ilk filmi izleyenler filmin başlangıcındaki sibirya kurdunun koşma sahnesini hatırlayacaklardır, evet işte Prequel’imiz burada devreye giriyor
Bu filmde ilk filmin açılış sahnesinin öncesini izleyeceğiz! Filmimize genel olarak bakarsak gene bir karakterler arasında paranoya hakimiyeti ile gerilim daha da artıyor ama karakterler arasındaki bu paranoya halinin haliyle de izleyicinin maruz kaldığı bu ilerlemeyi daha yavaş görmek isterdim filmde biraz hızlı ilerliyor bu durum. Günümüz CGI kullanımı sayesinde sahnelerin gerçekliği daha da artıyor artık hangi sahnede CGI var hangisinde yok gerkeçten anlaması çok zor.
Film hemen hemen tek bir alanda geçiyor Antartika’daki araştırma tesisinde ama filmdeki heyecanı asla kaybetmiyoruz, zaten filmde yaşadığımız paranoya hissi her an aklımıza “yoksa?” sorusunu getiriyor. Başrollerinde Scott Pilgrim vs. the World filminden “sevdiğimiz” Mary Elizabeth Winstead
paleontolojist olarak bizlerle, gerçekten güzel bir iş çıkarmış ve filmdeki temposunu hiç düşürmemiş. Görsel efektler filmde yerinde ve dengeli kullanılmış öyle her sahnede yüzümüze yüzümüze girmiyor, mekan tasarımları, kıyafetler hemen hemen her şey ilk filmle birbirine çok yakın hatta Kurt Russel’ın bir ara kapıyı açıp içeri gireceğini bile düşündüm
Kafama taktığım bir diğer şey ise filmdeki “formların” Arthropoda familyasından olması (bu konuya hic girmiyorum… ) Açıkçası görmek istemediğim tek şey buydu diyebilirim film için ama yani insanın gözü daha bir Humanoid form arıyor bu kadar seneden sonra ama olsun, buda yetti bana.
Film hakkında söyleyebileceğim birçok şey spoiler içerebileceği için çok fazla detaya girmiyorum, giremiyorum. Ama size şunu kesinlikle söyleyebilirim, izleyin! Keyifli ve çok heyecanlı bir yapım eskisini izlediyseniz birçok gönderme sizi çok mutlu edecektir, e tabi günümüz teknolojisi ile harmanlandığında bu durum sizi çok daha keyiflendirecektir, son söylemek istediğim bir şey de mükemmel bir interface tasarımı var bunun nerde olduğunu da tahmin edersiniz
tavsiyem bakabildiğiniz kadar ona bakın ve inceleyin!
Kafamdaki “şey”leri size anlatmaya çalıştım, başarılı oldum gibi o halde artık: biz biriz, umarım buna alışırsınız.
Keyifli seyirler dilerim…
| Tweet |


